Derslerimi her ögrencinin seviyesini ve ögrenme hizini taniyarak sekillendiririm. Ilk birkaç seansta ögrencinin neyi anladigini, nerede takildigini ve konuya olan ilgisini dikkatle gözlemlerim; sonrasinda o ögrenciye özel bir yol haritasi çikaririm. Hazir sablonlarla degil, o ögrenciyle birlikte insa edilmis bir planla ilerlemenin çok daha kalici sonuçlar verdigine inaniyorum.
Matematik derslerinde ezber yerine mantik kurmayi ön plana alirim. Formülü vermeden önce "neden bu formül ise yariyor?" sorusunu birlikte yanitlariz. Günlük hayattan örnekler kullanmak, soyut kavramlarin somutlasmasini ciddi ölçüde hizlandiriyor. Ögrenci bir problemi çözdügünde sadece dogru cevaba degil, o cevaba nasil ulastigina da odaklanmasini isterim. Çünkü sinavda karsisina çikacak yeni bir soru, ayni mantikla çözülecektir.
Türkçe derslerinde okuma anlama ve yazili anlatim becerisi üzerine yogunlasirim. Ögrencinin kendi cümlesiyle bir seyi ifade etmesini, ardindan o ifadeyi birlikte gelistirmesini saglarim. Dil bilgisi kurallarini baglam içinde, örnek metinler üzerinden islerim; izole kural ezberinden kaçinirim. Paragraf yazma egzersizleri, okudugunu kendi sözcükleriyle aktarma ve günlük konusma dilini yazi diline dönüstürme gibi pratik çalismalar derslerimizin ayrilmaz bir parçasidir.
Fen bilimlerinde ise merak duygusunu canli tutmak en büyük önceligimdir. Deneyi ya da olayi önce hayal ettiririm, sonra bilimsel açiklamasina geçerim. Bu sirayi tersine çevirmek ögrencinin zihninde kalici bir iz birakiyor. "Neden gökyüzü mavidir?" gibi basit bir soruyu derinlemesine tartismak, fen dersine olan ilgiyi beklenmedik biçimde artirabiliyor.
Ders dinamikleri açisindan soru sormayi tesvik eden, hata yapmanin utanilacak degil ögrenilecek bir sey oldugu bir ortam kurarim. Ögrencinin "bilmiyorum" demekten çekinmedigi an, asil ilerlemenin basladigi andir. Baski degil güven üzerine kurulu bir ögrenme ortami, motivasyonu uzun vadede çok daha saglam tutuyor.
Son olarak sunu söyleyebilirim: her ögrenci farklidir ve bu farklilik bir sorun degil, bir firsattir. Ortaokul döneminde verdigim dersler bana sabirla, dogru yaklasimla ve samimi bir ilgiyle her ögrencinin potansiyelini açiga çikarmanin mümkün oldugunu gösterdi.