Dersime her zaman kapidan girer girmez ögrencinin günün yorgunlugunu unutturacak samimi, enerjik bir sohbetle baslarim; çünkü matematigin soguk formüllerle degil, rahat ve güler yüzlü bir bagla ögrenildigine inanirim. Konuya asla dogrudan kural ezberleterek girmem; o günkü konuyu mutlaka günlük hayattan ilginç bir detayla, küçük bir yasam hilesiyle veya eglenceli bir mantik problemiyle bagdastirip "Biz bunu gerçekte nerede kullaniyoruz?" sorusunun cevabini veririm. Ardindan ilk soruyu tuzaklari ve püf noktalarini sesli düsünerek birlikte çözer, mantigi oturttuktan sonra kalemi tamamen ögrenciye birakirim. Hata yapmaktan korkmadigi, her yanlisi konuyu pekistiren bir oyuna dönüstürdügümüz ve küçük basarilarin bile keyfini çikardigimiz bu akis sayesinde ders sikici bir zorunluluk olmaktan çikar, ögrencinin kendi potansiyelini kesfettigi akici ve keyifli bir sürece dönüsür.