Derslerden önce ögrencilerim veya velileri ile iletisim kurup o derste hangi konularin islenecegi üzerine konusacak, ona göre bir plan çizecek ve gelecek olan dersimize ders içerigine uygun hazirlik yapacagim. Ingilizce’nin bir ders olmaktan ziyade yogun bir sekilde maruz kalinarak dogal bir süreçle ögrenildigine inaniyorum. Bundan dolayi derslerimde Türkçe’yi minimum seviyede kullanarak, ögrencinin dili yasayarak kavramasini hedefliyorum. Derslerimde günlük hayattan örnekler kullanarak ögrenilen bilgilerin sadece ders saatiyle sinirli kalmamasini, kalici olmasini ve çocugun zihninde her an hatirlanabilir bir yer edinmesini amaçliyorum. Çocuklarin Ingilizce’yi okuldaki bir ders ve yerine getirilmesi gereken bir sorumluluk olarak algilamasindan ziyade, bu yeni dil ögreniminin eglenceli bir kesif süreci olarak algilamasini hedefliyorum. Sadece dil bilgisi ve temel terimlerin ezbere bir sekilde ögrenilmesi degil, bu ögrenilenlerin günlük hayatta kurulan cümlelere nasil entegre edilecegi ve dogru, akici bir sekilde kullanilacagini ögretmek baslica hedeflerimden. Yani amacim Ingilizce’yi çocugun hayatinin dogal bir parçasi haline getirerek ona saglam bir temel kazandirmak, ileride alacagi profesyonel egitimlerden önce ona bu dili sevdirmek ve benimsetmek.