Derslerimde en çok önem verdigim sey, ögrencinin kendini rahat hissetmesi ve derse aktif olarak katilmasidir. Benim için ders; tek tarafli anlatilan, ezbere dayali ve sikici bir süreç degil; karsilikli sohbet ederek, birlikte kesfettigimiz canli ve keyifli bir yolculuktur.
Derslerimi genellikle sohbet havasinda islerim. Konuyu anlatirken ögrenciyi dinler, sorular sorar, günlük hayattan örneklerle konuyu gerçek hayata baglarim. Amacim sadece bilgi aktarmak degil; ögrencinin düsünmesini, denemesini, hata yapmaktan korkmadan kendini ifade etmesini saglamaktir. Ögretmeye degil, birlikte ögrenmeye inanirim.
Her ögrencinin ögrenme seklinin ve hizinin farkli oldugunun farkindayim. Bu nedenle derslerimi ögrencinin seviyesine, ihtiyaçlarina ve hedeflerine göre esnek sekilde planlarim. Gerektiginde görseller, örnekler, kisa alistirmalar ve spontan konusmalarla dersleri daha dinamik ve eglenceli hâle getiririm. Hata yapmanin ögrenmenin dogal bir parçasi oldugunu vurgular, ögrencinin kendini güvende hissedecegi destekleyici bir ortam olustururum.
Ders boyunca pasif bir dinleyici degil, sürecin aktif bir parçasi olursun. Konusuruz, güleriz, birlikte düsünürüz ve çogu zaman fark etmeden ögreniriz. Her derste küçük hedefler belirler, ilerlemeyi birlikte takip ederiz. Ögrencinin geri bildirimleri benim için çok degerlidir; derslerin akisi bu geri bildirimlere göre sürekli gelisir. Gerektiginde tekrar eder, gerektiginde tempoyu yükseltiriz.
Samimi iletisim, karsilikli saygi ve güven derslerimin temelini olusturur. Bu yaklasim sayesinde ögrenme bir zorunluluk olmaktan çikar, keyifli ve sürdürülebilir bir sürece dönüsür. Ders sonunda “zaman nasil geçti” demen benim için en büyük basaridir. Uzun vadede bu yöntem, kalici ögrenme saglar, ögrencinin özgüvenini güçlendirir ve ögrendiklerini ders disindaki hayata da rahatlikla tasimasina yardimci olur.
Eger klasik ders anlayisindan uzak, keyifli, motive edici ve ögrenci merkezli bir ögrenme deneyimi ariyorsan, dogru yerdesin.