Erasmus programi kapsaminda bulundugum uluslararasi ortam, Ingilizceyi yalnizca akademik bir ders olarak degil ayni zamanda günlük yasamin aktif bir parçasi olarak kullanma firsati sundu. Bu süreçte farkli ülkelerden ögrencilerle sürekli iletisim kurarak Ingilizce konusma becerilerimi gelistirdim ve özellikle konusma pratigi konusunda kendime güçlü bir temel olusturdum. Farkli kültürlerden insanlarla yapilan bu etkilesimler sayesinde dili yalnizca gramer kurallariyla degil, gerçek iletisim deneyimleriyle ögrenmenin ne kadar etkili oldugunu birebir deneyimledim. Bu deneyim, Ingilizce ögretimine bakis açimi da sekillendirdi. Dil ögrenmenin yalnizca kitaplardan ezberlenen kurallardan ibaret olmadigini, aksine eglenceli, etkilesimli ve ögrencinin aktif oldugu bir süreç olmasi gerektigini fark ettim.
Erasmus sonrasinda edindigim bu deneyimi paylasmak amaciyla Samsun’da faaliyet gösteren çesitli teknoloji firmalarinda Ingilizce egitim seminerleri gerçeklestirdim. Bu seminerlerde çalisanlarin özellikle konusma pratigi kazanmasi, günlük is hayatinda kullanabilecekleri basit ama etkili Ingilizce kaliplari ögrenmeleri ve dili daha özgüvenli kullanabilmeleri üzerine odaklandim. Farkli meslek gruplarindan bireylerle çalismak bana egitim verirken anlatim tarzini karsimdaki kisinin seviyesine ve ögrenme hizina göre uyarlama becerisi kazandirdi. Bu süreçte, dil ögrenirken motivasyonun ve rahat bir ögrenme ortaminin ne kadar önemli oldugunu gözlemledim.
Ingilizce egitimlerinde özellikle baslangiç seviyesinde olan A1 ve A2 ögrencileri için sikici ve ezbere dayali yöntemler yerine daha eglenceli ve katilimci bir yaklasim benimsemekteyim. Derslerimde oyunlar, küçük konusma aktiviteleri, rol yapma çalismalari ve günlük hayat diyaloglari kullanarak ögrencilerin dili dogal bir sekilde ögrenmelerini hedefliyorum. Böylece ögrenciler yalnizca kelime ezberlemek yerine ögrendikleri kelimeleri cümle içinde kullanmayi ve kendilerini ifade etmeyi ögreniyorlar. Ögrencinin derste aktif olmasi, soru sormasi ve hata yapmaktan çekinmemesi benim için çok önemlidir. Çünkü dil ögreniminde hata yapmak gelisimin dogal bir parçasidir.
Egitim sürecinde amacim ögrencilerin Ingilizceyi korkulan veya zor bir ders olarak görmelerini engellemek ve dili eglenceli bir iletisim araci olarak benimsemelerini saglamaktir. Bu nedenle derslerde ögrencinin ilgisini canli tutacak aktiviteler planliyor, görseller, kisa diyaloglar ve oyunlastirilmis ögrenme tekniklerinden faydalaniyorum. Özellikle konusma pratigini destekleyen etkinliklerle ögrencilerin özgüven kazanmalarini ve ögrendikleri bilgileri günlük hayatta kullanabilmelerini amaçliyorum. Böyle bir ögrenme ortami hem ögrencinin motivasyonunu artirmakta hem de dil ögrenme sürecini daha verimli hale getirmektedir.
Kisacasi, uluslararasi deneyimim, seminerler araciligiyla kazandigim egitim tecrübem ve iletisim odakli ögretim yaklasimim sayesinde A1 ve A2 seviyesindeki ögrencilerle Ingilizceyi keyifli, anlasilir ve sürdürülebilir bir sekilde ögrenebilecegimiz bir egitim ortami sunmayi hedefliyorum. Ingilizceyi birlikte kesfedecegimiz, oyunlar ve etkilesimli aktivitelerle desteklenen bu süreçte ögrencilerin kisa sürede kendilerini ifade edebilecek seviyeye gelmelerine katki saglamayi amaçliyorum.