Derslerime baslamadan önce ögrenciyi tanimaya büyük önem veriyorum. Ilk derste seviyesini ölçüyor, hangi konularda zorlandigini, nasil daha iyi ögrendigini ve hedeflerinin ne oldugunu anlamaya çalisiyorum. Böylece herkese ayni programi uygulamak yerine, tamamen kisiye özel bir yol haritasi çikariyorum.
Fizigi anlatirken sadece formüllere odaklanmiyorum. Konulari günlük hayattaki olaylarla, dogadaki örneklerle ve basit deneylerle iliskilendirerek isliyorum. Bir cismin neden hizlandigini, isigin bir ortamdan digerine geçerken nasil kirildigini ya da elektrik devrelerinin nasil çalistigini birlikte gözlemleyerek ögreniyoruz. Bu yaklasim, ögrencinin konuyu zihninde canlandirmasini sagliyor ve ögrenmeyi çok daha kalici hale getiriyor.
Derslerim oldukça etkilesimlidir. Ögrencinin sürekli sürecin içinde olmasini isterim; soru sormasini, tahmin yürütmesini ve çözüm yollarini anlatmasini tesvik ederim. Gerektiginde konuyu ögrencinin bana anlatmasini isterim; çünkü gerçekten ögrenilip ögrenilmedigini anlamanin en iyi yollarindan biri budur.
Düzenli araliklarla mini denemeler ve konu tarama testleri yaparak gelisimi takip ediyorum. Hangi konularda ilerleme oldugunu, hangi alanlara daha fazla agirlik vermemiz gerektigini birlikte degerlendiriyoruz. Sinav grubundaki ögrenciler için ise haftalik hedefler belirliyor, çalisma temposunu buna göre ayarliyoruz.
Kisacasi; derslerimde fizigi korkulan bir ders olmaktan çikarip anlasilir, mantikli ve hatta keyifli hale getirmeyi hedefliyorum. Ögrencinin kendine güvenerek ilerlemesi ve gerçek ögrenmeyi yasamasi benim için en önemli kazanim.